|
|
 |
|
|
Atarneus |
 |
 |
 |
|
|
|
M.Ö.4000 yıllarında Akalılar
tarafından merkezi Dikili yakınlarındaki Ağılkale'de kurulan ilk kent
devlet, çevresindeki pınarlar ve sıcak su kaynakları yüzünden, kutsal
kaynak, ana tanrıça kaynağı anlamına gelen "Atarneus" ismini almıştır.
Atarneus, ovasının verimliliği yanında Lidyalılar gibi para basabilecek
kadar ünlüdür... |
|
|
|
Yaklaşık 2 yıl önce
tanıştığım ve çalışmalarını yakından takip ettiğim Atarneus proje görevlisi
Dr. Güler Ateş ile Aterneus Kentinin Proje sorumlusu Prof.Dr. Martin
Zimmerman, Bergama Kazı Başkanı Prof. Dr.Felix Pirson, Kültür Bakanlığından
görevli Arkeolog Ertan Yılmaz ile bir araya gelme fırsatı buldum.
Dikili Kaymakamlığının düzenlediği ‘Aterneus Kentinin Tarihçesi ve
Arkeolojik Araştırmalar’ adlı konferansa katılan bu güzel ekipten Atarneus
ile ilgili çok güzel bilgiler edinebildik. Çok zengin bir bölgede sadece
yüzeysel araştırmalar yapan ekiple birlikte bazı çalışmalara katılabildim.
Sadece yüzeysel çalışmalar yapılan Atarneus’ta yüzeyden bulunan seramik ve
kalıntılardan kentin tarihçesi meydana çıkartılıyor. M.Ö 2000’li ve hatta
daha da eskiye dayanan ve zamanının en büyük ve zengin kentlerinden biri
olan Atarneus’un, Pergomon Krallığından daha büyük olduğunu biliyor
muydunuz? |
| |
|
M.Ö 4.yy’da Kral Hermias döneminde
ihtişamlı günlerini yaşayan şehrin çok iyi korunduğunu surlarından
biliyoruz. Burada Perslerle, Yunanlılar arasında yapılan büyük savaş
tam 8 yıl sürmüş. Bu savaş sonunda kenti ele geçiremeyen Pers
ordusu, oldukça fazla hasar görerek geri dönmek zorunda kalmış.
Zimmerman buradaki araştırmalardan bulunan çanak, çömlek, kap, kacak
parçalarının o dönemde dünyanın en lüks ve pahalı ürünleri olduğunu
anlattı. Atarneus kenti adını dönemin kahramanlarından biri olan
Atarneus’tan almış. Günümüzde pek bir şey kalmamış olsa da Atarneus
adına yapılan büyük tapınağın ve Hermias’ın sarayının yeri halen
belli. Hermias’ın Persliler tarafından çarmıha gerilerek hunharca
öldürülmesi sonrası yakın dostu ve kız kardeşinin kocası olan
Aristo, onun adına bir kaside yazmıştı. Kalıntılardan anlaşıldığı
üzere Hermias’ın ölümünden sonra’da Büyük İskender buraya gelerek
yeniden duvar ördürmüş. |
|
|
| |
Bu dönemde yaşayan Atarneuslular kıyıda
var olan küçük ticari limandan Zeytinyağı ve şarap ticareti
yapmışlar. Zimmerman ve ekibi burada yaptıkları araştırmaların
sonucunda M.Ö 2.yy’da şehrin hızla fakirleştiğini, eski gücünü
kaybettiğini, M.Ö 1.yy’da da tamamen terk edildiğini söylüyorlar.
Bunun sonucunu da; bu dönemde buraların hızla bataklaşması, her yeri
sivrisineklerin sarması ve bulaşıcı hastalıkların artmasına
bağlıyorlar. Bunun araştırmaları eski mezar kalıntılarında halen
sürdürülüyor. Bu dönemden sonra’da Pergomon Krallığı ivme kazanmış
ve bugün bile kendini koruyabilmiş. Bence bu çöküntü birazda Kral
Hermias’ın öldürülmesiyle başlamış.
Atarneus döneminin en zengin kentlerinden biri olmasına rağmen bugün
Dikili’de Bergama’da ki gibi büyük Antik kalıntılar yok. Bunun iki
nedeni var. Birincisi Pergomon Krallığından daha büyük olan Atarneus
krallığının kalıntıları yerin çok altında ve Arkeologlar bu
kalıntıların zarar görmeden çıkarılması zor ve bu yüzden kazı
yapılmamalı diyorlar. Yâda bunun için çok fazla para ve insan gücü
gerektiğini söylüyorlar. Tabii 2 yıl sonra tamamlanacak olan
yüzeysel çalışmanın sonucuna bağlı. Lakin burada Bergama’da ki anfi
tiyatrodan daha büyük bir anfi tiyatro olduğu tespit edilmiş. İkinci
sebep ise ki benim yorumumdur; eğer bu toprakların Kralı Hermias
ölmeseydi, Kralsız kalan bu topraklar bereketini kaybedip bataklık
haline gelmeseydi. Burada yaşayan insanlar bataklık ve
sivrisineklerin baskını sonucu oluşan hastalıklardan topraklarını
terk etmeselerdi. Günümüzde burada kalıntılar daha sağlam bir
şekilde kalabilirdi.
Son olarak Kültür Bakanlığından görevli Arkeolog Ertan Yılmaz’da
zamanında Aristo’nun da burada yaşadığını bu şehirde düşünür ve
filozofların yetiştirildiğini vurgulayarak; “Gazete haberlerinde
Dikili’deki kültürel etkinlikleri, sosyal faaliyetleri sık sık
okuyoruz. Aterneus’un Antik çağdaki insanlarının kültürünün genetik
olarak Dikili halkına geçtiğini düşünüyorum” dedi. Bu sözlerinden
dolayı Dikilililer adına kendisine teşekkür ediyorum. |
| |
|
|
|
|