Dikili İzmir Seyahat Rehberi

 Dikili Ana Sayfa > Aşıklar Kenti Malena

EN

PL

GR

Dikili Tanıtım     

 Dikili Rehberi

 
 
Dikili'nin Antik Tarihi
DİKİLİLİ KRAL HERMİAS, ARİSTO VE AŞIKLAR KENTİ MALENA

Oben ULU ; Dikili Guide

 

Çocukluğumdan beri tarihe olan merakım Dikili sevgisi ile pekişince Dikili Tarihi ile ilgili birçok bulguya rastladım. İlk kez ilkokul çağlarında Egemen Eczanesinin karşısındaki apartmanın temelleri yeni atılırken karşılaştım Dikili’deki tarih ile… Orada oyun oynarken işçilerin bir lahit çıkardığını içinde kılıç, yüzük ve para olduğunu görmüştüm. Apar topar taşınan lahitin içindekilerin akıbetini bilmiyorum. Ancak ortasında figürler ve bir haç bulunan lahit içi boş olarak kaymakamlık bahçesinde atıl olarak yıllarca durdu. Sonrası ne oldu bilmiyorum. Bergama müzesine gönderilmiş olabilir.

1993’lü yıllarda Dikili Postası Gazetesinde yerel muhabirlik yaptığım zamanlarda Dikili’nin en önemli araştırmacılarından Mehmet Zeyrek ile çalışma fırsatı bulmuştum. O zamanlar bilgilerine başvurulmamasından çok yakınırdı. Birçok bilgi onunla kaldı.

‘Aşıklar Şehri’ Malena

M.Ö.5000–4000 yıllarına kadar uzanan bir geçmişi olduğu bilinen Dikili’de Lelegler ve Eoilliler yaşamışlar. Ali Potra yamacında Ali Çetinkaya İ.Ö.Okulunun arkalarında bu döneme ait bir antik kent olduğundan bahsedilir. Strabon’dan da öğrendiğimiz bu antik kentin adı Malena’dır. Dikili’nin en eski ve en sevdiğim isimlerinden biridir Malena…

‘Aşıklar Şehri’ Malena

Bir büyük yerleşim birimi de Bademli köyünde Kanai adı verilen yarımadadadır. Burada da Lelegler ve Kilikialılar yaşamış ve büyük bir kent kurmuşlardır. Bildiğim kadarıyla Killik koyunun adı da Kilikialılar dan ve bu dönemde yaşamış büyük bir komutandan geliyor. Bilindiği üzere o dönemde dünyanın en büyük deniz savaşı bu bölgede ve killik koyunda olmuştur. Aya Nicola kilisesi ile burası arasında antik bir kent bulunduğu söylenir. O dönemde bu yarımadada üzüm bağlarının güzelliğinden söz edilirmiş. Bademlinin ünlü Koruk Şurubu da bana göre bu dönemden kalma bir lezzet geleneğidir.

Ağıl Kale ve Kale Tepe yani Aterneus ilk yerleşim merkezlerindendir. Dikili; Aristo, Hermos, August, İskender gibi ünlü kişileri tarihi süreçte ağırlamıştır. Ünlü felsefeci Aristo’nun akademiden öğrencisi ve yakın arkadaşı Kral Hermias burada doğmuştur. Bu topraklarda doğan Kral Hermias Dikililidir.

Dikilili Kral Hermias ve Aristo

Aristo M.Ö. 384 yıllarda Athos tepesi olarak adlandırılan tepenin yakınlarında Makedonya kenti olan Stageira'da dünyaya gelmiş. Makedonya kralı II. Amyntas'ın hekimi olan Nikomakhos'un oğlu olan Aristo 17 yaşında Platon'un Atina'daki akademisine girmesiyle Platon'un en parlak çömezlerinden biri olur. Platon M.Ö. 347'de öldüğünde, Akademeia'nın başına ardılı olarak Spevsippos'u atayınca Aristoteles Akademeia'yı terk eder.

Atarneus'lu (Atarna’lı) Hermias'ın siyasî danışmanı ve dostu olur. Yani Atarnalı olan Assos kralı Hermias Dikililidir. Bir gün yemekte Hermias'ın güzelliği dillere destan kız kardeşi Pythias ile tanışır. Hemen aşık olur ve günlerce gözlerine uyku girmez. Dostu Hermias'a açılır. Bir okul kurma sözü veren Aristo Pythias ile evlenir ve bir kız çocukları olur.

344 yıllarında, belki de Theophrastos'un daveti üzerine, komşu Lesbos (Midilli) adasının Doğu kıyısındaki Mytilene (Midilli) kentine varır. Mitylene'de deniz hayvanları ve diğer konular üzerinde araştırmalar yapar.


Aristo Kral Makedonyalı Philippos'un sarayına, oğlu İskender'in eğitimini üstlenmek üzere çağırılır. 341 yılında Perslerin eline düşen Dikilili Hermias'ın feci sonunu Pella'da öğrenir, anısına bir ağıt düzer. Kral Hermias, Persler tarafından çarmıha gerilerek öldürülmüştür. Aristo dostunun anısına bir kaside yazar. Bu kasidede çok sevdiği Dikilili Assos Kralı Hermias’ı ilahileştirmiş, ölümsüzleştirmiştir. Hermias’ı Tanrılaştırmasından dolayı Aristoteles'e karşı, dine saygısızlık davası açılması söz konusu olur.

Denir ki bugün Aterneus’un eteklerinde ve Sunak Taşının olduğu alanda Aristo kral Hermias’a ve Büyük İskender’e ders vermiş. Burada altı düz olan bir taş alan ve etrafında oturma yerleri halen mevcuttur. Konu ile ilgili fotoğraf çalışması ve araştırma yaparken Bergama’da bulunan Alman Arkeoloji Enstitüsünde Prof.Dr.Felix Pirson bu alanda çok büyük bir anfi tiyatronun varlığından bahsetmişti. Aristo’nun mezarı günümüzde halen bulunamadı ve Dikili’de olabileceğinden bahsediliyor.

Aristo Politika üzerine eserler vermişti. Onun Büyük İskender ile çok hoşuma giden bir yazışması bugün bile güncelliğini koruyor.

Büyük İskender, filozof Aristo’ya bir mektup yazar ve sorar:
- “Zapt ettiğim topraklardaki insanları baskı altında tutabilmek için neler yapmalıyım?”
Sonra, aklına gelen yöntemleri sıralar:

“1- Onları sürgüne mi göndereyim?
2- Hapse mi atayım?
3- Kılıçtan mı geçireyim?”

Filozof Aristo hepsine tek tek yanıt verir:
“1- Onları sürgüne gönderirsen, sürgünde toplanıp sana isyan ederler.
2- Hapsedersen, hapishaneleri militan yuvasına çevirirler, denetiminden çıkar.
3- Kılıçtan geçirirsen, sonraki kuşak intikam hırsıyla büyür, krallık tahtını sallar.”

Büyük İskender’ in aklına gelen hiçbir yönteme onay vermeyen Aristo, Kralın gücünü koruması için şu öneride bulunur:

“İnsanların arasına ayrılık tohumları ekeceksin ki birbirleriyle mücadele etsinler, savaşsınlar. Savaştıkça kendini kabul ettireceksin ama anlaşmaya giden bütün yolları tıkayacaksın.”